DiziCentre


 
AnasayfaPanelTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 The Time Traveler's Diary (1.Bölüm)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
::Cнi€f::
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Rep : 479
Kayıt tarihi : 03/09/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: The Time Traveler's Diary (1.Bölüm)   Ptsi Eyl. 28, 2009 12:04 am

POSTER YAPIMI BANA AİTTİR.

Richard Steen hayatının hatasını o günlüğe sırlarını yazıp, kaybettiği an yapmıştı. Zamanda yolculuk yapan bir vampir olmak herkesin isteyeceği bir şey ama sadece milyonda bir kişinin olabileceği bir özellik. Şimdi hem o günlüğün peşindeler hem de kayıp olan Richard Steen’in.

Deborah Harper Richard'ı vampir yapan kadın şimdi oda ortalıklarda yok. Nerelerdeler? Onları bulmak için günlüğün bütün sayfaları lazım. Günlük Nerde? Kimler neden Richard'ı istiyor? Deborah neden ortalıklar yok?


1.Bölüüm: İlk Sayfa

“Selam Günlük;
Bugün seninle tanıştığım o büyük gün ve bugün vampir dünyasında ki dokuzuncu günüm. Bu günden itibaren yüzyıllar boyu sürecek bir günlük yazmak istedim. Ben sivri dişli, ölü tenli ve acımasız yaratıklardan biriyim. Ailemi ve arkadaşlarımı kaybettim, onları bir daha asla göremeyeceğim. Bu acıyla yaşamak nasıldır bilemezsin. Dur bir dakika; ben acı nedir bilmem ki ben bir vampirim. Karanlıklarda gizlenen, acımasız ve vicdansız bir vampir ama ben diğerleri gibi olmayacağım. Onlar gibi acımasız ve duygusuz bir yaratık olmayacağım fakat bu yeni kişiliğim beni ele geçiyor. Hislerimi kontrol ediyor, duygularımı öldürüyor, git gide daha da korkunç olmaya başlıyorum. Bedenimi saran bu his beni öldürecek gibi bundan kurtulmak için her şeyimi vermeye hazırım. Yeter ki bu acıdan kurtulayım.

Neyse bunları boş ver, sana biraz kendimden bahsedeyim:
Benim adım Richard, Richard Steen. 25 yaşında uzun boylu, sarışın ve mavi gözlü biriyim. Arkadaşlarım yakışıklı olduğumu söylerler.(Tabi bir arkadaşım hala varsa)

Önceki hayatımda ben bir mimardım. Mesleğimi vampir olduktan sonrada devam ettireceğim ama bu olmayacak gibi duruyor. Bu olaylar yüzünden her şeyden uzak kaldım. Ailemdem, arkadaşlarımdan, işimden, arabamdan, köpeğimden, evimden, sevgilimden, futboldan, en önemlisi kendimden uzak kaldım. Bunların tekrar gerçekleşmesi artık çok zor olacağa benziyor. Bütün bu yaşantımdan uzak kalmamı sağlayan Deborah’dan nefret ediyorum.

Vampir olmamı sağlayan ve beni bu duruma düşüren kadını sana anlattıktan sonra sende ondan nefret edeceksin umarım. O kadın Deborah Harper. 20 yaşında görünen ama 910 yaşında olan bir vampirella.

Onunla arkadaşımın barında tanıştım. 20’li yaşlarda beyaz tenli, güzel bir kız gibiydi. Onunla tanışmak için yanına gittiğimde o kıpkırmızı dudakları dikkatimi çekti. Çok güzel bir fiziği vardı ve adeta beni etkilemişti. Beni çağırıyor gibiydi,”gel benimle ol” diyişini duyuyordum kulaklarımda. Onun o anda beni vampir güçleriyle etkilemesi işleri yokuşa sürüyordu. Neden onca erkek arasından beni seçmişti? Biliyorum gerçekten yakışıklıyım ama benimde bir hayatım var. Kahrolası kadın beni ve hayatımı mahvetti, beni işe yaramayan pislik bir ucubeye dönüştürdü. Ondan hayatım boyunca nefret edeceğimi düşünmemişiydi hiç, benim yaratıcım olarak. Beni etkilemesinin ardından kaldığı otele götürmüştü.

Otele girdiğimiz anda garip bir şeylerin olduğunu fark ettim ama tek düşündüğüm şey Deborah’la odasında geçireceğimiz saatlerdi.
Odanın kapısını vahşice ve sert bir şekilde açtı ve beni çok hızlı bir hareketle yatağa fırlattı. Bir kadına göre çok kuvvetliydi. Üstündeki elbiseleri hemen çıkardı ve benim gömleğimin düğmelerini açmadan iki yandan çekerek kopardı. Ellerini göğsümde gezdirerek yavaşça beni öpmeye başladı. Dudakları sanki kan gibi kırmızıydı ve teni bir ölü gibi bembeyaz ve de soğuk. Dudaklarında kan tadı vardı sanki, onun bir vampir olduğu o sırada aklıma bile gelmemişti. Dudaklarını bütün gövdem de yavaşça gezdiriyordu. Pantolonumu kuvvetli ve hızlı bir şekilde çıkararak yatağın kenarına fırlattı. İşte o andan sonra kendimizden geçmiştik.

1–2 saat sonra uyandığımda yanımda yatıyordu. Saat 3.30’du şafağın sökmesine az bir zaman kalmıştı. Dün gece hakkında hiçbir şey hatırlamıyordum. Kesit kesit şeyler beynimin içinde dönüyordu. O sırada sadece ve sadece Deborah’ın o bembeyaz yüzünü karşımda görüyordum. Onunla doyasıya sevişmek istiyorum ki aniden odanın kapısı açıldı. Ben üstümü kapatamadan Deborah hızlıca ayağa kalktı ve gelen 3 adamın önünde boynu eğik bir şekilde durmaya başladı. Sanki bir hata yapmış gibiydi masum ve çaresiz duruyordu. 900 yaşında bir vampir bu 3 adamdan neden bu kadar korkuyordu acaba diye düşündüm. Birazdan o adamların kim olduğunu öğrenecektim nasıl olsa.

3 adamdan irice ve garip giyimli olanı Deborah’a döndü ve şöyle dedi;
—Demek ki yeni vampir adayımız bu?
Diyince ben orada afallayıp kaldım. Çok ama çok şaşırmıştım. O anda oradan kaçmaktan başka bir şey düşünmüyordum.
Deborah ise adama cevap olarak:
— Evet vampir olmasını istediğim kişi bu.
—Hmm! Vampir olmadan önce tadına bakmak isterim.
Deborah gözlerini devirerek.
-Bakabilirsin Bruno.

Dedikten sonra hızlıca boğazımdan tutup benden kan almaya başladı. Kan içerken eli ile göğsümü sıvazlıyordu. Yavaşça elini aşağıya doğru indirerek kulağıma “seninle birlikte olmak istiyorum” diye mırıldandı. Bu adamın hem eşcinsel hem vampir olduğunu anladığımda içimi müthiş bir korku sardı ve o korkuyla beraber ağzımdan yanlış bir kelime çıkıverdi.”Hayır, seninle olmayacağım.”

O kelimeden sonra beni geriye doğru attı ve şöyle diyiverdi;
—Hmm! Gerçekten çok iyi bir vampir olur bu evlattan. Vampir olduğunda bu çocuğu benim takımımda görmek istiyorum. Hadi Deborah sabırsızlanıyorum çabuk ol ve cezanı yerine getir.

Deborah’ın bir cezasıydım. Deborah’ın yaptığı bir hata yüzünden beni vampir yapmaları gerekiyordu. Bu Deborah’a nefretimin başladığı yerdi.

Deborah boğazımdan yakaladı ben “hayır, hayır” diye bağırırken benden kopan parçanın acısı bütün vücudumu sardı. Gözlerim kapanırken Deborah’ı ağzı burnu kan içinde iğrenç bir şekilde görünce nefretim daha da arttı.

3 saat sonra


Gözlerimi bir başka odada açtım. Karanlık ve içeriye hiç ışık girmeyen bir odaydı. Uzun zamandır ilk defa kendimi bu kadar güçlü hissediyorum. İnsan kanı içmek için sabırsızlanıyor gibiydim. Ayağa kalkıp yatağın üstüne oturup biraz düşünmeye başladım. Dün gece yaşadıklarımı bir rüya sanıyordum ama öyle olmadığını da biliyordum. Bir vampir olduğumu çok iyi hissediyordum, acımasız, vicdansız ve ölü tenli bir ucube gibi hissediyordum.

Bir tek şey vardı aklımda neden bana saldırdıkları sırada zamanda yolculuk yapamadım. Aaa pardon ben sana bir zaman yolcusu olduğumu söylemeyi unuttum. Evet, ben bir zaman yolcusuydum ve vampirlerin içindeyken zamanda yolculuk edemedim. Aslına bakarsan vampir olduktan sonrada…”



Paul, günlüğün kopan ilk sayfasını ofisinde okumuş ve elinde tutuyordu. Telefon ile asistanını odasına çağırdı. Asistanı kapıyı çalarak odaya girdi ve Asistanı’na şöyle dedi;
—Hemen bana Micky Symon’ı çağır.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dizicentre.yetkinforum.com
 
The Time Traveler's Diary (1.Bölüm)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DiziCentre :: Eğlence :: Kendi Yazdıklarınız-
Buraya geçin: